
Fenerbahçe’ye büyük umutlarla gelen Mourinho, ilk senesinde Trabzonspor hariç derbi galibiyeti göremeden hem ligde ikinci olmuş hem de kupada ezeli rakip Galatasaray’a kendi evinde yenilerek elenmişti. Avrupa Ligi’nde çeyrek finalde Rangers’a şanssız bir şekilde penaltılarla elenen takım sezonu kupasız kapatmış fakat Ali Koç başkanlık süreci boyunca bir ilke imza atarak aynı teknik adamla ikinci sezona başlama kararı almıştı.
Fakat ligdeki ilk maçta Göztepe’ye puan kaybedilmesi ve Şampiyonlar Ligi Play-Off turunda Benfica’ya elenilmesi Mourinho’nun kovulmasına neden oldu. Ligdeki Gençlerbirliği maçına Zeki Murat Göle yönetiminde çıkan Fenerbahçe, aldığı galibiyetin ardından Trabzonspor öncesi yeni hoca arayışlarına başladı.
Roger Schmidt, Aykut Kocaman, İsmail Kartal gibi isimler ön plandayken Ali Koç yönetimi Domenico Tedesco ismini açıklayarak herkesi şaşırttı. Ali Koç bu karar sonrasında kongre üyeleriyle bir araya geldiği bir organizasyonda ‘Niye yeni bir macera arıyoruz? Tedesco kumar değil mi?’ sorusuna ‘Hayat kumar.’ yanıtını vererek dikkat çekmişti.
Kağıt üzerinde bakıldığında Tedesco ismi soru işaretlerine neden oluyordu. Kariyerinde sadece bir kupa kazanmış, Belçika Milli Takımı’nda takımın yıldızı Courtois ile problem yaşamış, deyim yerindeyse kendini kanıtlayamamıştı. Yıllardır şampiyonluğa hasret bir camiaya geldiğinde baskıyı kaldıramayacağı düşünülüyordu. İşin aslı, ne spor medyasının çoğunluğu ne de taraftarların çoğunluğu Tedesco’yu tanımıyorlardı bile. Bu yüzden havalimanında kendisini karşılamaya hiç kimse gitmemişti.
Kim bu Tedesco?
Tedesco, İtalya’dan Almanya’ya göçen bir ailenin çocuğu olarak Stuttgart yakınlarındaki bir şehirde büyüdü. Amatör bir takım olan ASV Aichwald forması giyerken aynı takımın küçük yaş grubundaki oyuncularını çalıştırmaya başladı. O dönemlerde Stuttgart’a CV’sini yollayan Tedesco önce Stuttgart U-17, daha sonra Hoffenheim U-19 takımlarını çalıştırdıktan sonra ilk as takım tecrübesini Bundesliga 2 takımlarından Erzgebirge Aue takımıyla yaşadı.
8 Mart 2017’de Bundesliga 2’de son sırada olan Erzgebirge Aue takımı ligin bitimine 11 maç kala Tedesco’yu takımın başına getirdi. İlk as takım deneyimini böylesine zorlu bir atmosferde yaşayan Tedesco, ilk 5 maçında 13 puan topladı ve takımı 14. sıraya taşıyarak kümede tutmayı başardı. Bu başarısının ardından daha 32 yaşındayken Schalke teknik direktörü olmayı başardı.
Schalke ile ilk sezonunda ligi Bayern Münih’in ardında 2. sırada bitiren Tedesco, ikinci sezonunda alınan kötü sonuçların ardından kovuldu. Yaklaşık 2 senelik bir Spartak Moskova macerasının ardından RB Leipzig ile beraber Almanya’ya dönen Tedesco, 11. sırada devraldığı takımı sene sonu 4. sıraya taşıdı. Avrupa Ligi’nde yarı final gören takım, Almanya Süper Kupası’nı kazandı. Bu kupa, Tedesco’nun profesyonel kariyerindeki ilk kupa olma özelliğine de sahip.
İkinci senesinde ligde ve Avrupa’da alınan kötü sonuçların ardından görevine son verilen Tedesco’nun bir sonraki durağı ise Belçika Milli Takımı oldu. Burada da Courtois ile yaşadığı polemik ve Euro 2024’de Son 16 turunda elenmeleri gibi nedenlerle görevine son verilen Tedesco’nun son durağı ise 12 yıldır şampiyonluğa hasret olan Fenerbahçe oldu.
Fenerbahçe’de Tedesco
Tedesco yönetimindeki ilk maçında Kadıköy’de Trabzonspor’u ağırlayan Fenerbahçe maçı 1-0 kazandı. Fakat ardından Tedesco için belki de en zor günler başladı. Önce içerde Alanyaspor karşısında son dakika yenilen golle gelen bir beraberlik, sonra seçimin olduğu ve Saadettin Saran’ın başkan seçildiği gün 10 kişi kalan Kasımpaşa’ya karşı alınan beraberlik Tedesco’nun üzerindeki soru işaretlerini arttırdı. Kendisiyle sözleşme imzalayan başkanın değişmesi, çok kritik bir dönemde ligde üst üste 2 beraberlik alıp liderle arasındaki puan farkının 6’ya çıkması taraftarın da tepkisini çekmişti. Avrupa Ligi’nde ilk maçta Dinamo Zagreb’e 3-1 gibi bir skorla mağlup olunmasının ardından Tedesco ve yeni başkan Saran arasında bir toplantı gerçekleşti. Toplantıdan yola devam kararı çıksa da Tedesco’nun işi hiç kolay değildi. Zira geldiği günden beri çıktığı her maç adeta ölüm kalım maçıydı. En ufak puan kaybının telafisi çok zordu. Fakat daha sonrasında hem ligde hem Avrupa’da alınan başarılı sonuçların ardından Tedesco taraftarın ve spor kamuoyunun güvenini kazanmayı bildi. Özellikle Avrupa’da aldığı Stuttgart, Nice ve Brann galibiyetleri, ligde 2-0 geriye düştüğü Beşiktaş maçını kazanması, son olarak Süper Kupa’da ezeli rakip Galatasaray’a karşı alınan 2-0’lık galibiyet ve oynattığı oyun ona duyulan güveni arttırdı.
Ortaya koyduğu taktik anlayışı haricinde takımı sahiplenmesi, oyuncularla olan diyaloğu, camianın beklentilerini anlaması ve bunun için çabalaması şu sıralar hocanın kredisini Fenerbahçe camiası gözünde yükseltmiş durumda. Öyle ki göreve geldiğinde hiç kimsenin karşılamaya gitmediği hocaya günümüzde Fatih Sultan Mehmed yakıştırmaları yapılıyor. Geçen sene Mourinho’nun her puan kaybı sonucunda bahanelere sığınması, saha içinden çok saha dışına kafa yorması ve suçu kendinde değil her zaman başkasında arayan düşünce yapısı nedeniyle başarıdan uzak bir sezon geçiren Fenerbahçe’de bu sene kafasını daha çok taktiğe ve saha içine yoran, olumsuz sonuç alındığında özeleştiri yapabilen, hakem eleştirmekten ziyade oyunundaki aksaklıkları gidermeye çalışan, futbolcu psikolojisinden anlayan ve oyuncularını küstürmeyen, aksine onlardan daha fazla verim alabilen bir teknik adama sahip olmak camia için büyük bir lütuf.
Zira Tedesco puan kaybettiği maçlarda bahanelere sığınmak yerine neleri yanlış yaptıklarından bahsediyor. Sakatlık ve cezalı oyuncular nedeniyle takım eksik olduğunda eksiklerden dert yanmak yerine o eksiklerin yerine oynayacak olan genç oyunculara duyduğu güvenden bahsediyor.
Geriye baktığımızda Tedesco önderliğindeki Fenerbahçe ligde ilk yarıyı lider Galatasaray’ın 3 puan arkasında namağlup şekilde kapattı. Süper Kupa’da ezeli rakibi Galatasaray’ı mağlup ederek bu kupayı 11 sezon sonra kazanmış oldu. Avrupa Ligi’nde ilk 8 için mücadele ediyor ve Türkiye Kupası’nda da grup aşamasında mücadele ediyor.
Tabii ki de mevzunun asıl boyutu sene sonu belli olacaktır ama Ali Koç’un giderayak vermiş olduğu bu ani karar, başkanlık kariyeri boyunca vermiş olduğu en hayırlı karar olabilir.
